Kayıtlar

Yol vermeyen evliyalar

Resim
Yol vermeyen evliyalar Evliyalar toplumumuzda her dönemde etkin oldular. Aslında Türkiye evliyalar ülkesidir. Anadolu da uçsuz bucaksız ovalarda ilerlerken insanın karşısına küçücük kerpiç köyle çıkar. İlk dikkati çeken beyaz bir minaredir. Hemen her minarenin altında da bir yatır yada bir evliyanın türbesi vardır. Tüm öykülerde ortak bir yön fark edersiniz. Bütün evliyalar çevresinin temiz ve bakılı olmasını ister. Adanadaki Çoban Dede Adananın hemen dışında Ceyhan baraj gölünün kıyısında halkın piknik yaptığı ve balık tuttuğu güzel yerler vardır.   Belediye buraları güzelleştirmiş özel yerler oluşturmuş. Bu bölgeye hakim olan yamacı, karaylundan aştığınız zaman karşınıza garip bir görüntü çıkıyor. Temizlenmiş, hafriyat yapılmış hafif engebeli b ir ova ama tam ortasında sipsivri duran piramit benzeri garip bir tepecik görülüyor. Bu tepenin üstünde bir türbe var Adı Çoban Dede türbesi. Anadolu’daki binlercesi gibi o da herhangi bir türbe fakat diğer evliya türbelerin...

Balık yağmuru

Singapur depreminden sonra 16 Şubat 1961 de şiddetli bir deprem. Singapur adasını sarstı. Bunu izleyen 6 gün boyunca gökten bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Sonra 22 şubat sabahı, son olarak sert bir sağanaktan sonra, yağmur dindi. Bundan sonra adada kalmakta olan François de Castelnau adlı Fransız doğa bilimcisi anlatıyor: “Sabah 10 da güneş çıktı ve penceremden bir sürü Malayalı ve Çinlinin yerdeki su birikintilerinden topladıkları balıklarla sepetlerini doldurduklarını gördüm. Balıkların nereden geldiği sorulduğunda gökten döküldüğünü söylediler. 3 gün sonra su birikintileri kuruduğunda da bir çok ölü balık bulduk. Amerika’dan bir olay Amerikalı bir deniz araştırmacısı olan Dr. A.D. Bajkov talihliydi. Çünkü balık yağmuru gibi çok ilgisini çeken bir konuda gözlem yapma fırsatı buldu. Louisiana eyaletinin Marksville kentindeki bir kahvede 23 ekim 1947 günü, karısıyla birlikte kahvaltı yapıyorlardı. Ani bir sağanak yağmurdan hemen sonra, sokaklarda, yerde yat...

İnanılmaz casus Eli Cohen

Resim
Arjantin'den Kemal Emin Taybet ismiyle Suriyeli bir işadamı olarak Şam'a döndü. Yüksek sosyeteye girdi. Devletin sırlarını İsrail'e aktardı. Türkiye şimdi iki ülke arasında arabulucu.  Ortadoğu'nun iki ülkesi İsrail ve Suriye şu sıralar, dolaylı yoldan bir diyalog yürütüyor. Bu diyalog yürüten ülke Türkiye. Diyaloga söz konusu olan isim ise bir İsrailli. Şam'da yaşamış bir İsrail casusu. İsrailliler onu, "Şam'daki adamımız" olarak andı. Yaptıkları akla hayale gelmeyecek cinsten. Filmlere konu oldu. Ama hayat hikayesini okuduğunuzda şaşıracaksınız. Can Dündar Milliyet'te yazdı: Kim bu Eli Cohen? Ortadoğu'dan çok ilginç bir pazarlığın kokusu geliyor. Pazarlığın orta yerinde Türkiye var. Konusu ise bir İsrail casusu: Adı: Eli Cohen... * * * 10 Aralık günkü Jarusalem Post gazetesi, "İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'a bir mesaj göndererek Eli Cohen'in kemiklerini geri...

Dalgalar bir tatil köyünü böyle yuttu!

Resim
Dalgalar bir tatil köyünü böyle yuttu! Bu fotoğraflar geçtiğimiz Pazar sabahı Tayland'ın gözde tatil mekânı Puket'teki Chedi Tatil Köyü'nde çekildi. Görüntüler tsunaminin boyutlarını gözler önüne seriyor. En üstteki fotoğrafta tatil köyü personeli plajı ve tesisi yeni bir güne hazırlarken denizdeki ilk değişim fark ediliyor. Bu gelen, uzmanların "centilmen dalga" dedikleri, tsunami öncüsü. İkinci fotoğrafta ikinci ve asıl tsunami dalgasının plajı aşarak tesisin bahçesine doluşu, üçüncü fotoğrafta ise gelen üçüncü dalganın restoranı basışı görülüyor.  Son fotoğrafta, taşan denizin sel olup her şeyi nasıl yuttuğu açıkça görülüyor. Haber ve Görüntü: AFP http://H A B E R 3 - Türkiye'nin Haber Sitesi.htm Tsunami bir adayı ikiye bölüyor Tüm dünyayı etkileyen Güney Asya'daki felaketle ilgili yeni fotoğraflar gelmeye devam ediyor. Hindistan'da uydudan çekilen fotoğrafta tsunami bir adayı ikiye bölü...

4 kıtanın ele geçmeyen yaratıkları

 1920 lerde Sovyetler Birliği Yakutlar bölgesinde köylüler üzüm topluyorlardı. Birden bağı içinden İnsan- hayvan karışımı bir yaratık gördüler. Onu yakalamak istediler. Fakat elerlinden kaçırdılar. Sonradan bu olay üzerine hazırlanan raporda köylülerden biri şöyle diyordu: “O da bizim gibi küçük üzümlerden topluyordu. Bunları iki eliyle ağzına tıkıyordu. Bizi görünce ayağa kalktı ve boyu tam olarak görüldü. Çok uzun ve inceydi. Ayakları çıplaktı. Üzerindeki deri sanki bir geyik derisiydi. Uzun kolları, fırça gibi taranmış saçları vardı. Yüzü aşağı yukarı bir insanınki kadardı. Gözlerinin üzerindeki küçük alnı öne doğru çıktı. Çenesi bir insanınkinden daha büyük ve genişti. Biraz uzun olması dışında insana çok benziyordu. Çok hızlı koşuyordu. Her üç adımda bir sıçrıyordu…” Başka yerlerde de benzer olayların görünmesi üzerine Sovyet yetkili makamları, bu yaratıklara Çuçuna adını taktılar. Çuçuna Rusçada kimsesiz demektir. Kulübenin kapısını açıp kaçan çuçuna İkinci dünya...

Nişantaşı’ndaki binalarda gizli işaretler

 Gül ve Haç Örgütü’nün İstanbul'daki bazı binalarda gizli işaretleri var.. 30 Eylül 2010 / 13:17 16. Yüzyılda Katoliklerin baskısından bunalan Protestanlar yeraltına indi ve İstanbul’u merkez seçerek “Gül ve Haç” örgütünü kurdular. İstanbul’da birçok tarihi binanın cephesinin gizli bir yerinde Gül ve Haç işareti vardır. Bu, “Biz burada oturuyoruz” ya da “oturduk” anlamına geliyor.. Örneğin Teşvikiye'deki karşı karşıya iki büyük bina.. Arda Uskan, Takvim gazetesi için sordu, Aytunç Altındal yanıtladı: İstanbul'un en büyük gizemleri arasında ünlü gizli örgüt Gül ve Haç Kardeşliği de var. İstersen biraz bu konuya yelken açalım... Gül ve Haç'ın ortaya çıkması 16. Yüzyıla denk geliyor. Parecelsus adlı birinin öğretilerinden yola çıkılıyor. Simya ilminin en önemli isimlerinden biri bu adam. Bütün Avrupa'yı dolaşan bir gezgin. 1521 yılında İstanbul'a gelip uzun bir süre kalmış. Onun öğretileri Gül ve Haç'ın doğmasına yol açıyor. Yüzyıllardır olageldiğ...

Kaçmak ya da kaçmamak işte bütün mesele

Dünyanın yaşayan en büyük fizikçisi sayılan Stephen Hawking, “Big Think” adlı web sitesine, “Bu dünyadan kaçmazsak, sonumuz pek hayırlı değil” mesajı verdi. Hawking’e göre, doğal kaynakları hızla tüketen insanoğlunun tek çaresi, ilk fırsatta uzaya yayılmak. DÜNYA son günlerde çeşitli felaketlerle boğuşurken, yaşayan en büyük fizikçi olarak kabul edilen Stephen Hawking, uzaya yayılmadığı takdirde insan neslinin yok olacağını söyledi. “Big Think” adlı web sitesine konuşan Hawking, şunları söyledi: ‘Genlerimiz saldırgan’ “Tarihimizde giderek artan şekilde tehlikeli bir döneme giriyoruz. 1963’teki Küba füze krizi gibi, yok olmamızın an meselesi olduğu zamanlar geçmişte oldu. Bu tür olaylar gelecekte daha sık olacak. Çünkü dünyanın sağladığı doğal kaynakları hızla tüketiyoruz. Genetik kodlarımız bencil ve saldırgan içgüdüleri taşıyor. Uzun vadede var olmak için tek şansımız uzaya yayılmak.” İyi de, nasıl? Bilim insanlarına göre, şu anki bilgi ve teknoloiyle, kimyasal yakıtlarla ç...

Belgeseller