Kayıtlar

Azrail’in güzelliği

-Onk. Dr. Haluk Nurdaki’ den gerçek bir hatıra Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkânı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısabirsü...

İnsan beyninin 20 yıla kadar implantlar sayesinde internete bağlanabilecek

Resim
Google’ın mühendislik departmanı yöneticisi Ray Kurzweil, insan beyninin 20 yıla kadar implantlar sayesinde internete bağlanabileceğini öne sürdü. Kurzweil, insanoğlunun 2030 yılına kadar ‘hibrit’ bir beyne sahip olacağı öngörüsünde bulundu. Kurzweil’e göre gelişen teknoloji sayesinde beynimize eklenecek parçalarla internete bağlanarak veri alışverişinde bulunabileceğiz. 1990’lı yıllardan bu yana yaptığı gelecek kehanetleri yüzde 86 oranında tutan Kurzweil, internet bağlantısı sayesinde beynimizi yedeklememizin de mümkün olduğunu vurguladı. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/bilim-teknik/292867/Beynimiz_internete_baglanacak.html

Cevat paşa ve kutsal mayınlar

Çanakkale Savaşları, ciltler dolusu kitaplarda, bolca anlatılmış, ama ben dilimin döndüğü kadar, o savaş içinde yaşanmış ve halkımız arasında dilden dile dolaşan menkıbeleri, imkânsız gerçekleri bir ışık kümesi halinde yansıtmaya çalışacağım. 25 Şubat 1915. Düşman donanmaları üçüncü kez istihkâmlarımıza saldırmış; Seddülbahir, Kumkale, Orhaniye ile Ertuğrul Tabyaları düşmanın ateşi karşısında cehennemi bir hal almıştı. Savaş adeta bir tufanı andırıyordu. Zırhlılar topları kısa menzilli Seddülbahir ve Kumkale Bataryalarının ateş alanları içine girince, erlerimiz tekbirler getirerek top başına koştular, ama ne yazık ki çok eski bir teknoloji ürünü olan bu alman yapımı toplar dumanın kalkmasını bekleyip düşmanın gözle görülür duruma gelmesini bekleyinceye tek düşman kat kat fazla top mermisini onların üzerine yağdırıyor, askerimizi bunaltıyor ve ateş tufanı içinde bırakıyordu. İstihkâmlarımızdaki demode toplar, top çemberlerinin bozulması, namlulara, mataforalara, top raylarına is...

Mezarlıkta iyileşen hastalar

Mezarlıkta iyileşen hastalar Karaca Ahmet denince aklımıza hemen İstanbul’daki Karaca Ahmet Mezarlığı gelir ama burada anlatılan İstanbul değil Afyon’a 50 km uzaklıkta bir köy. Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan bu köyün yaklaşık 2000 nüfusu var. Köyün en büyük özelliği şifa dağıtıyor olması. Yurdun değişik yörelerinden birçok insan şifa bulmak için bu köye geliyor. Köye tedavi için gelenler genellikle akıl hastaları. Böyle biri köye geldiğinde önce köyün ermiş kişisine getirilir. Ermiş kişi hastayı inceler ve tedavi olup olamayacağını anında söyler. Hastanın iyileşmesi mezarlıkta geçireceği geceye bağlı. Olay şöyle oluyor: Hasta mezarlığa getiriliyor. Oradaki özel bir sandığa yâda tabuta koyuluyor. Ayakları bir tahtaya geçirilip zincire bağlanıyor. Sonrada karaca Ahmet’le birlikte bulunan 29 sanduka ile baş başa bir gece bırakılıyor. Bazı hastalar iki gece de kalıyor. Her şey onların iyileşme sürecine bağlı. Karaca Ahmet Efsanesi Bu köyde yat...

Yedi Uyurlar

Yedi Uyurlar Ya insanoğlu çok şeye kadir, bundan haberimiz yok, yâda birilerinin hayal gücü çok yüksek… Çünkü bir mağaranın içinde 200 yıl uyuyup ta sonra kalkıp yürümek öyle aklın kolay alacağı iş değil. Fakat değişik kaynaklar olayın gerçek olduğunu söylüyor. İşin ilginç yanı, bu olayın garip bir çekiciliği de var. Hiç inanmayan kişiler bile akılla karşı çıkıyorlar, fakat duygularıyla kabulleniyorlar. Hıristiyanlar eziliyor. MS. 250 yılında roma tahtında İmparator Decius oturuyordu. Hükümdar aynı zamanda koyu bir Hıristiyanlık düşmanıydı. Oysaki bu din o yıllarda büyük bir hızla yayılıyordu. Bu yayılışı durdurmak, Decius un en büyük amacıydı. Hıristiyanları inançlarından vaz geçirecek ve onları tekrar puta taptıracaktı. Bu amaç içinde elinden geleni yaptı. Yakalanan Hıristiyanları ateşe atıp diri diri yaktırdı. Kazıklara oturttu. İşkencelerle öldürttü. İmparatorun şerrinden kaçan halk çok uzaklara gitti. Bunların içinde yedi arkadaş birde köpekleri vardı...

Ayasofya’nın mucizelerinin sonu gelmiyor

Resim
Gizli Ayin Kanuni sultan Süleyman döneminde gece bir derviş gurubu Ayasofya Camii ne ibadet etmeye geliyormuş. Uzaktan Ayasofya Camiinin bütün ışıklarının yandığını görmüşler. İçeriden de İlahi sesleri geliyormuş. Dervişler korkar ve içeri girmezler. Durumu gidip Padişaha haber verirler. Kanuni yanında devlet adamlarıyla beraber bizzat olayı gelip görür sonra da içeriye girilmesini emreder. Ama içeriye girenler kimseyi göremez. Heryer kapkaranlıktır. Buda Ayasofya’nın ilginç olaylarından biri olarak kayda geçer Ayasofya’nın mucizelerinin sonu gelmiyor. Büyük kıble kapısının kanatlarının Hz. Nuh’un gemisinin tahtalarından yapıldığı bir diğer inanç. Eskiden deniz seferine çıkılmadan önce, yolcular bu kapıya gelir dua eder ve Hz. Nuh’tan yardım isterlermiş. Esrarengiz kapılar Ayasofya’nın güney tarafında ufak ve dar bir koridorun ucunda örülmüş bir kapı var. Buna “açılmaz kapı” deniyor. Anlatılanlara göre Fatih sultan Mehmet İstanbul’a girdiğinde Rum Ortodoks patri...

Ayasofyanın gizemleri

Resim
Maketini arılar yaptı Ayasofya birçok kereler yapıldı ve yıkıldı. En son yıkılışı da Bizans tarihinde geçen Nika İsyanı sırsında oldu. M.S.532 yılındaki bu isyan sırasında Ayasofya tamamen yandı. Bizans İmparatoru Justinyanus kiliseyi yeniden yaptırmaya karar verdi. Yapacak mimarı bir türlü bulamadı. O günlerde çok ilginç bir olay oldu. Bir dini ayin sırasında elindeki kutsal ekmekçiği bir arı kapıp kaçtı. İmparator arının saklandığı peteği bulup getirene ödüller vadetti. Sonunda birisi peteği bulup getirdi. Hayretle gördüler ki petek mabet maketi şeklindeydi. Mabedin mihrap yerinde kutsal ekmek duruyordu. Beyazlı delikanlının getirdiği altın Sonra yapım başladı. Sıra kubbeye geldiğinde para bitmişti ve durmak zorunda kaldılar. İşte tam bu sırada beyazlar giyimli bir delikanlı ortaya çıktı. Beraberinde çuvallar la yüklü katırlar da getirmişti. Delikanlıyı, İmparator Justinyanus ’un huzuruna çıkardılar. İmparator çuvalların içindeki altını görünce şaşkınlığını gizleyem...

Belgeseller