27 Ekim 2013 Pazar

3000 yıllık mucize

3000 yıllık mucize

Londra'da ki ünlü British Museum'ni gezenlerin hayret ve dehşetle izledikleri bir bir bölüm vardır. Mumyalar bölümü Bu bölümdeki en dikkat çekici ceset ise, cam bir fanus içinde bulunan ve secde vaziyetinde duran bir insana aittir. Bu cesetin tüm organları tamdır. Hatta başındaki sararmış saçları ile sakalları dahi rahatlıkla görülebilmektedir.

Cesetin hayret verici özelliği ise mumyalanmamış oluşudur. Bilindiği gibi mumyalanmış cesetlerin bazı iç organları çıkarılmış ve diğer kısımları ilaçlanmış durumdadır. Oysaki bu cesete el sürülmemiş ve hiç bir kimyevi muamele yapılmamıştır.

Acaba birkaç günde  cesetler bozulurken neden bu ceset 30 asırdır bozulmadan dağılmadan  günümüze ulaşmıştır.

Bu sırrın çözümünü 1400 sene öncesinden haber veren Kur'an a bakarak açıklıyoruz.

Hadisenin anlatıldığı ayeti kerimelerin numaralarını tek tek verecek ve bunların meallerini kelimesi kelimesine aktaracağız. Böylelikle mukaddes kitabımızın mucize olduğu bir kere daha gösterilmiş olacaktır.

Ele alacağımız ayetler Hz.Musa'nın (A.S) Fıravun ile olan mücadelesini ibretli bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Hz.Musa (A.S.) M.Ö. 1200 yıllarında yaşamış ve hayır ile şer arsındaki mücadele onun zamanında da devam etmiştir.

Bilindiği gibi firavun, onun can düşmanıdır. bir gece rüyasında doğacak bir erkek çocuğun kendisini öldürüp saltanatına son vereceğini gören fıravun doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini emreder. Fakat Allah Hz. Musa'yı bizzat firavun'un elinde büyütür ve peygamberlikle şereflendirilir.
Hz. Musa Peygamber olduktan sonra da Firavun'la mücadelesini sürdürür ve Firavun'un artan baskı ve zulmü üzerine Allah'tan aldığı emirle kendisine inananları toplayıp Mısır'dan kaçmaya karar verir. Durumu haber alan Firavun ordusu ile onların peşine düşer.

Hz. Musa onların takibinden kurtulmak için Cenab-ı Hakkın sevkiyle Kızıldeniz kenarına kadar gelmişti. Önünde deniz arkasında ise güçlü orduları ile Firavun vardı. İşte bu ortamda Allah'ın emri ile asasını denize vurdu ve Kızıldeniz ikiye ayrılarak onların geçişine yol verdi ve selametle karşıya geçtiler. Durumu gören Firavun ve orduları kin ve nefretlerinden bir anlık tereddüdün ardından peşlerine düşmüşler iki yönden kapanan sular fıravun ve ordusunu yutmuş e son anda firavun "İsrailoğularının iman ettiğinden başka (Allah ) olmadığına inandım, artık ben de Müslümanlardanım" dedi.

Cenab-ı Hak firavun'un imanını kabul etmemiş ve ve ona cebrail (A.S) vasıtasıyla şöyle hitap buyurmuştur.:

-Ona:"Şimdi mi inandın, daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin." dendi.

Yine aynı surenin 92.ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır."Bugün senin gark olan (boğulan) cesedine necat (Kurtuluş) vereceğim. Ta ki senden senden geridekilere bir ibret olasın. Ve şüphe yok ki ,nastan (insanlardan) birçokları bizim ayetlerimizden (delillerimizden) elbette gafildirler."

Kur'an da anlatılan bu olay dan 3000 yıl sonra bir mucize gerçekleşmiştir ve ceset asrımızın sahillerine atılmıştır.
Cesetin bulunduğu yer, son derece dikkat çekicidir ve mucizenin ispatı için başlı başına bir delildir. Çünkü ceset olayın meydana geldiği yerde, Kızıldeniz’in kenarındaki Cebelein mevkiinde bulunmuş ve onun kızgın kumlar arasından çıkaran İngiliz araştırma ekibi tarafından ülkelerine götürülmüştür.
Cesetlerin yaşını tespit için karbon 14 metodu uygulanmış ve 3000 yıllık olduğu görülmüştür.

Bütün bu deliller yanında 1144 yılında vefat eden Zemahşeri Yunus Süresi'nin 92.ayetinin tefsirini şöyle yapmaktadır.

"....seni deniz kenarında bir köşeye atacağız...Cesedini tam  noksansız ve bozulmamış halde ,çıplak ve elbisesiz olarak senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız."
Bir benzeri daha bulunmayan bu ceset günümüze ve inanlara büyük bir ders olmalı...(17)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder