7 Kasım 2013 Perşembe

Vezüv'ün Ölüm saçtığı gün


Vezüv'ün Ölüm saçtığı gün

M.S.79 yılının 25 ağustos günü, saat sabah 8.30 genç bir Romalı asil Vezuv yanardağının alev alev yanan lavları arasında, Pompei kentinin haritadan silinişini dehşetle izliyordu. Aynı anda, amcası Romalı kumandan Plinny' yi kendisiyle beraber kaçmaya ikna edemediği için üzülüyordu. Kumandan Plinny ölüme gitmişti. Açık denizde bir gece öncesinden başlayan felaketi görünce, gemisinin dümenini Pompei'ye kırmış ve ölümle buluşmuştu. Yeğen Plinny, amcasının peşinden gitmedi ve kuzeydeki Misenium burnuna giderek, faciayı belgeleyen ve saat saat kaydeden tek bilinçli tanık oldu.

Plinny' in tanıklığını  belgeleyen kanıtlar sonradan bir kitapta toplandı. Bu kitap yüzyıllar sonra Fransa'da bir manastırda bulunacak ve bir kütüphane müdiresi sayesinde ortaya konacaktı.

Genç Plinny gördüklerini şöyle anlatıyor:
"Amcam korkmadan son hızla yanardağa doğru gitti.Belki birilerine yardımcı olmak istiyordu.Belki de kaderine yol alıyordu.Görüş uzaklığını sıfıra indiren bir kül yağmuru içindeydik.Kıyamet kopuyordu,toprak ve deniz yanıyordu.,

Tayfalar, ailelerinin ve evlerinin başına gelenlerden dolayı kahroluyorlardı. Ama beklemekten başka yapacak  bir şeyi yoktu.25 Ağustos sabahı şafağın söktüğü bile anlaşılamadı. Kıyıya yaklaşmak istedim ama deprem dalgaları gemiyi itiyordu. Sonra güneşi göremediğimizi fark ettik. Hala geceydi. Bize bu izlenimi veren kalın, zifiri siyah bir kül tabakasıydı. Korkunç bir kükürt kokusu vardı ve zor nefes alıyorduk.

Son hızla, bu karanlık geceden uzaklaştık. Kalın bulut tabakasından ancak 32 Km. Sonra çıkabildik. Gündüzü o zaman fark ettik. O zaman Vezüv' ün son patlamasından sonra, Pompei’ nin yerinde yeller estiğini ve felaketin büyüklüğünü anlayabildim."


Vezüv yanardağı, İtalya'nın özellikle Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık 2000 yıldan beri susmuş olan bu yanardağ, hala arada bir homurdanıyor. Kötü ününden dolayı birçok Papa, Vezüv' ü "Tanrı'nın gazap çeşmesi" ya da "İbret dağı" şeklinde adlandırır. Kutsal kitaplarda yer alan ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketlerle Pompei ve Herkülanyum faciası özleştiriliyor.

Tanrının gazap çeşmesi

Vezüv yanardağı İtalya’nın özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık 2000 yıldan beri suskun olan bu yanardağ hala arada bir homurdanıyor. Kötü ününden dolayı birçok Papa Vezüv’ü “Tanrının gazap çeşmesi” ya da” İbret dağı” olarak adlandırdı. Vezüv’ün bir tür uursuz tanımlanması boşuna değildir. Kutsal kitaplarda yer alan ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei ve Herkülenyum faciası özdeşleştiriliyor.

Vezüv’ün batı yakasında Napoli doğu yamacında ise Pompei yer alıyor. Herkülenyum, Vezüv’ün batı eteğindedir.  2000 yıl önceki lav ve kül felaket, bu iki kentin insanlarını o kadar ani yakaladı ki sonuçta ortaya akıl almaz bir mumyalama tekniği çıktı. Felaket öylesine ani olmuştu ki her şey 2000 yıl öncesindeki olduğu gibi kaldı. Sanki zaman dondurulmuştu.

Geçen yüzyıllar içinde bölge uğursuz olarak kabul edildi. Pek araştırma yapılamadı. Fakat çağdaş arkeologlar daha cesurdular. Bitmez tükenmez bir çalışma ve enerji ile binlerce yıl önce yeraltında kalan şehri ortaya çıkarmaya çalıştılar.


Sapıklar kenti

Pompei ve Herkülenyum halkı doğudan gelen göçmenlerdir. M.S.79 yılına kadar bölgede birkaç ufak depremin dışında doğal bir afet kaydedilmedi. Pompei doğal konumu ve mükemmel limanı nedeniyle kurulduktan kısa süre sonra gelişmeye başladı. Zamanının önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Kısacası Pompei Akdeniz kolonileri arasında en önemli ticaret merkezi konumuna geldi. 

Bu hızlı gelişim Pompei ye ticaret ve zenginlik ve bolluk getirdi. Kent mimari ve sosyal refah bakımından çağdaş kentlerin çok üzerinde yer aldı. Sonuçta bu kolay ve lüks yaşam insanları yeni heyecanlara ve yeni arayışlara itti. Bu arayış bir çok toplumda olduğu gibi Pompei halkında da bedensel zevkler üzerinde yoğunlaştı. Roma dönemi İtalya’sında cinsel yaşam bozukluğu yaygın ve gelenekseldir. Fakat Pompei, bu yönden lider olabilecek kadar ileri gitmiş bir kentti. İşte Papaların uğursuz ve lanetli tanımının arkasındaki gerçek herhalde buydu.

Sanki kör ve sağırdılar
Pompei' nin bir Sefahat ve eğlence merkezi olduğunu tarihi kayıtlar ortaya koyuyor. Öyle ki, kentin genelevlerinin sayısı bilinmiyor. Genelevlerin kapılarına, doğal büyüklüklerde erkek uzuvları takılıyordu. Kökeni Mitraik inancına dayanan bu geleneğe göre, cinsel organlar ve cinsel birleşme insanın doğal yapısında bulunan ve gizlenmemesi gereken özelliklerdi. Çağın bu anlayışını sadece tarihsel kayıtlar belirtmiyor. Ortada Son derece Yetkin örnekler var:
Bu örnekler Vezüv'ün aniden yakalandığı lavların ve küllerin taşlaştırdığı Pompei’ lilerdir. Kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv'ün korkunç patlamasına rağmen, kimse kaçamamış ve büyülenmiş gibi felaketin Farkına bile varamamışlardı. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen taşlaşmıştır. Cinsel birleşme halinde, sayısız taşlaşmış çift bulunmuştur. Daha da ilginci, bu çiftler arasında, Aynı cinsten olanlar, küçük erkek ve kız çocuklar da vardır. İşte, facianın en akıl almaz yönü burada. Nasıl oluyor da binlerce insan hiçbir şey Görmeden, duymadan ölümün gelip kendilerini yakalamasını bekliyorlar.

Tanrının öfkesi

Muhtemelen felaket gününde Vezüv, saatler öncesinde gerekli uyarıları yapmaya başladı. Fakat bu durum kimsenin umurunda değildi. Halk hiçbir şey olmuyormuş gibi, Sefahat ve zevk dolu yaşamlarını sürdürdü. Ancak Kent dışındakiler, olacakları sezdiler ve şehirden kaçmaya başladılar. Oysa lavların şehir yönüne doğru akması birkaç saat sürmüştü. Bu süre, bir kısım insanın daha uzağa kaçabilmesi için yeterli olabilirdi. Kaldı ki kül Yağmur'u çok daha önceden başlamıştı.
Aslında, tüm felaketin başlayıp sonuçlanması çok kısa bir sürede oldu. Toplam 8 saat içerisinde, Önce herküllanyum, sonradan Pompei yok olup gittiler. Ama Vezüv günlerdir içten içe homurdanıyordu. Kayıtlara göre bu homurdanmalara kâhinlerin kayıtsız kalmadıkları ve çevreyi uyarmaya çalıştıkları görülüyor. Ama onlar da etkili olamadılar ve tanrının Öfkeli homurtusu, gazabı ile sonuçlandı.
Şaşkınlıkla gülüyorlar
Depremde toprak kayması dışında, hiçbir toplu doğal felaket bu kadar ani olarak ortaya çıkmayacağına göre, Pompei’liler tüm belirtileri görmezlikten geldiler. Liman gemi doluydu, birkaç kişi dışında, kimse gemilere koşmadı. Ne düşünüyorlardı? Bunu asla bilemeyeceğiz; Ama onların ölüm anlarındaki yüz ifadelerdir biliyoruz. Çünkü Pompei kalıntılarından hala çıkarılan taşlaşmış insan cesetlerinin, bazılarının yüzleri hiç bozulmadan kalmış.
Genel yüz ifadesi şaşkınlıktır. Hatta bazı yüzler de gülmek ifadelerine rastlanıyor. Cinsel birleşme mimikleri bile Aynen kalmış. Tüm bunlar din adamlarının ifadesiyle," tanrısal öfkenin aniden yakaladığı ibret heykelleridir" dinsel çevreler, Pompei ve Herkülanyumun Uğradığı acı sonu, Ayrıca, Sodom ve Gomorra'nın sonuna benzetiyorlar. Sodom ve Gomorra, eşcinsel yaşam alışkanlığı olan, Tanrıya karşı çıkan, bir halkın yaşadığı lanetlenmiş kentler olarak biliniyor. Bu ülkeye üç ana din kitabında da yer verilir.

Bilim ne diyor?

Pompei ve Herkülanyumun uğradığı Bu ani felaketin Açıklaması için çeşitli bilimsel yaklaşımlar öne sürüldü. Bir görüşe göre, Vezüv’ün lav havuzu Pompei’ yi tipten kuşatmıştır. Kent aniden bu havuza çökmüş ve her şeyi öylece donup kalmıştır. Ancak, hiçbir jeolojik bulgu bu iddiayı desteklemiyor.
Bir diğer görüş, yanardağın 2. ve yatay bir ağzının birden bire açılarak içindekileri kentin içine boşaltmasıdır. Ne var ki, Bu konuya ilişkin bir topografik ve jeolojik bulgu elde edilemiyor. Kısacası, bilim Dünyası Pompei'nin bu garip yok oluşunu açıklıkla bir türlü ortaya koyamıyor.

Benzer bir olay, binlerce yıl önce Sibirya bölgesinde yaşayan mamutların başına geldi. Onlarda ani bir felakete yakalanmış ve midelerindeki henüz sindirilmemiş taze otlarla birlikte donup kalmışlardır. Ama bu kez dondurma işlemini yapan Bu kez ateş değil Aksine buzdur.

Bilinmeyen

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder