15 Ocak 2015 Perşembe

Dans eden heykelcikler

Dans eden heykelcikler

1950 de Meksika’nın Acambara yöresinde araştırmalar yapan arkeolog –bilim adamı Waldemar Julsrud pişmiş kil, taş ve kemikten yapılmış bir düzine kadar heykelcik bulmuştu.

Çeşitli insan ve hayvan figürlerini simgeleyen bu eserler gerçeğe o kadar uygun yapılmıştı ki insanın neredeyse onların canlı olduğuna inanası geliyordu.

Güneş batıp ta çadırına istirahata çekildiğinde Julsrud, masanın üzerinde yan yana yerleştirdiği bu garip heykelcikleri inceliyordu.

İşte o anda hayret ve şaşkınlıktan aklını kaçıracak gibi oldu. Heykelcikler kelimenin tam anlamıyla canlanmışlar, ellerini, kolların, kafalarını, kuyruklarını oynatıyorlardı.

Bu ürkütücü manzaraya daha fazla dayanamayan Waldemar Julsrud, telaşla yardımcılarını çağırdı. Az sonra küçük çadırı dolduran altı bilim adamının gözleri önünde heykelcikler garip danslarını sergiliyorlardı. Bu inanılmaz olay ilk güneş ışığı çadıra girene dek devam etti. Tüm gece boyunca uzuvlarını hareket ettirerek konuşurmuşçasına çenelerini açıp kapayan heykelcikler hareketsizleştiler. Ta ki, yerleştirildikleri kurşun sandık tam bir ay sonra Köln üniversitesi araştırma bölümünde açılana kadar.
Aynı dansı orada da tekrarlayan heykelcikler yine güneş doğunca hareketlerine son veriyorlardı…

Uzun bir süre bu garip olayı araştıran bilim adamları bir sonraki ay, aynı gece dansları tekrarlanınca gerçeğe ulaşma fırsatını yakaladılar.  Gece gökyüzünde prıl prıl bir ay vardı. .. Dolunay… Artık işin sırrını çözmüşlerdi. Her ay tam dolunay gecesi heykelcikler canlanıyordu. Nedeni bulmuşlardı ama bilim dünyasına bunu nasıl anlatacaklardı… 

Onlarda işin zorluğunu düşünerek susmayı tercih ettiler. Evet, bugün Köln Üniversitenin gizli bir bölümünde dolunayda dans eden heykelcikler var. Ayın belirli bir gecesinde canlanıp dans eden heykelcikler. Hemen her 6 ayda bir bilim heyeti olayın niteliği hakkında araştırmalar yapıp, üniversite rektörlüğüne bir bildiri sunar. Ancak nedendir bilinmez bu garip olay kamuoyuna duyurulmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder