7 Mayıs 2017 Pazar

Ölümden Sonra Hayat





Ölümden Sonra Hayat var mı? Varsa nerede ve nasıl? Asırlardan beri sorulan bu sorular kesin olarak cevaplandırılamıyor. Hemen bütün dinlerin öteki dünyanın varlığını işaret ediyor olmalarına rağmen, insanların büyük bir kısmı ölüme korku ve şüphe ile bakmaya devam ediyor.

Fakat korkmayanlarda var. Geçirdikleri bir kaza, ağır hastalık ya da ameliyat sırasında, bir süre için bedenlerinden ayrılıp sonra geri geldiğini iddia eden birçok insan var. Bunlar böyle durumlarda bedenlerini yukarıdan seyrettiklerini iddia ediyorlar. Ölen insanların ruhlarıyla konuştuklarını anlatanlarda var. İşte bunlardan birkaç örnek:

Kendini tavanda seyreden kadın:

“…İkinci çocuğumu doğurmuştum. Doğum yeni sonuçlanmıştı. Acılar azalmıştı, bense yarı sarhoş gibiydim. Birden yukarıdan tavana yakın bir yerden, bedenimi seyrettiğimi fark ettim. Benliğim tavandan bedenime bakıyordu. Doktor ve hemşirelerin ne yaptıklarını kuşbakışı izleyebiliyordum. Çok korktum ve benliğimi bedenîme döndürebilmek için zorladım. Doktorun beni öldü zannedeceğinden korkuyordum. Neyse ki onlar anlamadan bedenimle yeniden birleştim. Beni derin uykuda sanıyorlardı….”
Ölmüş annesini gördü

“..bir lokantada çalışıyordum. Buzdolabının üzerime devrilmesi sonucunda yaralanmıştım. Kendimden geçmiştim. Sanki olayı tepeden seyrediyordum. Bedenimi dışarı taşıyıp bir masaya yatırdılar. Sonra kendimi çok aydınlık bir yerde buldum. Uçuyordum istediğim yere bir anda gidiyorum. Zaman ve uzaklık benim için anlamsız şeylerdi. Etrafımda birileri vardı. Onları görür bir biçimde hissediyordum. Birisi ölmüş olan annemdi. Bana gel senin yerin burası dediğini duydum. Bu sesi duymamla kendimi bedenimde buldum. Ayılmıştım…”

“Böylesine mutlu olmamıştım..”

“..Normal bir geceydi, kitap okuyordum. Uyku bastırınca kitabımı bırakıp uyumaya karar verdim. Birden bire adeta bölündüğümü hissettim. Kapıya doğru uçuyordum. Büyük bir mutluluk duyuyordum. Her şey çok aydınlıktı. Tam kapıya ulaştığımda gözüm yatakta yatan vücuduma takıldı. Karımı ve çocuğumu düşündüm. Onları ve bedenimi bırakıp gitmek yanlış bir hareketti. Geriye döndüm ve bedenimle hemen birleştim. Kendime gelmiştim. Doğruldum tüm yaşamım boyunca böylesine mutlu olmamıştım…”

Üç ayrı olay okudunuz. İkisi bir ameliyat ve bir yaralanma sırasında olmuş, üçüncü olay ise bir uyku sırasında ortaya çıkmış. Ortak yan bedenin üst noktadan görünebilmesi. Verilebilecek daha yüzlerce örnekte, hep aynı şeyler görülecektir. Sanki bedenin bir tür rahatlaması gerektiği zaman bu olay ortaya çıkmaktadır. Bu konuda değişik açıklamalar vardır.

Astral yolculuk

Parapsikologlar, bir insanın bedeninden ayrılıp tekrar geri dönmesine “astral çıkış ya da astral yolculuk” adını vermektedirler. Vücuttan ayrılıp yolculuğa çıkan bedene de “astral beden” denir. Bu astral beden bilinçlidir. Vücuttan ayrı olarak istediği gibi hareket eder.

Bu ayrılan şey nedir? Laboratuvar deneyleri bazı sonuçlar vermiştir. Ölmekte ola hastalar tartılmış, terlemenin getirdiği kayıplar göz önüne alınmış ve kaydedilmiştir. Ölüme doğru saatte 28 gramlık toplam hafifleme izlenmiştir. Ölüm vuku bulduğu anda ise bir anda beden 21 gram hafiflemiştir. 

Birçok ölüm anı fotoğraflarındaysa bedenlerin üzerinde bulutum su görüntüler tespit edilmiştir. Demek ki vücuttan dışarı çıkan bir şeyler vardır. O şey gerek ölüm, gerek normal uyku, gerekse astral ayrılma anlarında fiziki bedeni boşaltmaktadır.  Acaba ” o” şey ruh dediğimiz “ o” bilinmez midir?

Herkes bu yolculuğu yapabilir.

Benliğin ve bedenin birbirinden ayrılması bazen uykuda, bazen de uykuya ya da uyanışa geçiş anlarında olmaktadır. Çoğu zamanda bir baygınlık ağır bir hastalık anında ortaya çıkmaktadır. Ama istisnai olarak olay çok normal anlarda da görülmüştür, ayrılma anında çevre aynıdır. Ama görüş açısı bir iki metre yukarıdadır veya yana kaymıştır. Olayı yaşayan herkes bedenini seyredebilmektedir. Bazıları kendilerini bir bulut olarak tarif etmektedirler. Bir kısmı ise bedenlerine bir göbek bağına benzer bir bağ ile bağlı olduklarını anlatmışlardır. Ayrılma olayını yaşayan kişi genellikle çok mutludur ve hafiflemiştir. Duvar kapı gibi bütün katı engellerden rahatça geçebilir. Süre belli değildir. Kişi durumunu fark edince derhal bir şok duymaktadır. Hemen panik başlar ve kişi kendini bedeninde bulur.
Yukarıda anlatıldığı gibi bazı olaylarda kişiler ölmüş yakınları da dâhil bazı insanlara rastlamaktadırlar. Fiziki hiçbir eşyaya veya yakında uyuyan bir başka kişiyle temas edilememektedir. Olayın başında ve sonunda hissedilen temel duygular bir boşluğa doğru düşüş ve felç olma zannıdır. 

Bu iki duyguyu herkes yaşamıştır.  Özellikle uykuya geçiş anlarında bir boşluğa düşüş duygusu ve arkasından gelen müthiş bir korku hepimiz için tanıdıktır. Hareket etmek isteriz ama bir türlü edemeyiz, sanki felç olmuşuzdur. Bir güç bizi engellemektedir. Yani bedenimiz benliğimizi dinlememektedir.

İslamiyet’te ruh ve beden

İslam dininde ruhun varlığı temel inançlardandır. Kuranıkerim’de ruhun Rabbin emrinde olduğu ve bu ilahi bilginin çok azının insanlara verildiği belirtilir. (İsra süresi, Ayet: 85) Fecr süresinin 27-30.ayetlerinde Allah doğrudan ruha hitap eder. Hadis tefsirlerinde Hz. Muhammed’in ruhla ilgili çeşitli açıklamaları görülür. Buhari hadislerinin enbiya kısmında Hm Muhammed’in şöyle dediğini yazar “Ruhlar, cinsler ve topluluklar halinde yaşarlar, bazıları birbirini tanır, bazıları tanımazlar.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder