5 Mayıs 2017 Cuma

Tutankamun’un Laneti



Tutankamun’un Laneti
Eski Mısır uygarlığı büyük ilgi çeken gizemini sürdürüyor. Kazılar yapıldıkça arkeologlar araştırdıkça ortaya çok ilginç bilgiler çıkıyor. Bulunan her yeni kalıntı bilinenleri açıklanmasının aksine bilinmeyenlerin sayısını artırıyor sanki
Mısırda yaşanan en ilginç olaylardan biri de firavun Tutankamun’un mezarının açılmasıyla ilgiliydi. Her şey Carnarvon Lordu’nun ölümüyle başladı…
İngiltere’de bir cenaze töreni
1923 yılının 30 Nisan günü İngiltere’nin Hampshire bölgesinde Beacon Tepesi’nde sade bir cenaze töreni düzenlendi. Törene katılanlar heyecanlıydılar. Çünkü toprağa vermek üzere oldukları Carnarvon Lordu George Edward Stanhope esrarengiz bir biçimde ölmüştü.
3000 yıllık lanet
Herkes lordun eski Mısır’ın 18. Sülale firavunlarından Tutankamun’un lanetine uğradığına inanıyordu. Lord, Bu Firavun’ un mezarının açılması için para harcamış ve kazılar bizzat katılmıştı.
Carnarvon Lordunun ölümünü başka ölümler izledi. Tutankamun’un mezarına girip çıkan ya da bu işe karışan birçok insan anlaşılmaz bir biçimde hayatını yitiriyordu.
Firavun Tutankamun öleli 3000 yıldan fazla zaman olmuştu. 3000 yıl sonrasına uzanan bir lanetten söz ediyordu.
Lord Mısır’a gidiyor
Bu esrarengiz mezar açma olayını aydınlatabilmek için işe Carnarvon Lordu’nun Mısır’a gidişinden başlamak gerekir.
Parsı bol yapacak işi pek olamayan Carnarvon Lordu dünyayı dolaşıyor keyfine göre yaşıyordu.
1901 yılında Almanya da Bad Schwalbach kaplıcalarındayken bir araba kazası geçirdi. Göğsü fena halde zedelendi. İngiltere’ye döndüğünde nefes almakta zorluk çekiyordu. Bir süre tedavi gördükten sonra iyileşti. Fakat özel doktoru ona dikkatli olmasını tavsiye etti. Özellikle kış mevsimlerini soğuk İngiltere yerine ılıman ve kuru bir iklimin hüküm sürdüğü iklimlerde geçirmeliydi.
O günlerde Mısır Avrupalılar için çok gözde bir ziyaret yeriydi. Lüks oteller ve tarihi kalıntılar turistleri buraya çekiyordu.
Özellikle Krallar vadisi denilen yerde yapılan kazılara Lord büyük ilgi duydu ve Mısır’a geldi.
Arkeolog Carter
Carnarvon Lordu Mısır’da kısa zamanda eski sıhhatine döndü. Fakat mısırdan kopamıyor bir şey onu kendine doğru çekiyordu sonunda Lord eski mısır uygarlığını incelemeye ve kazıları izlemeye başladı ardından da bizzat kendi kazılara katıldı.
1907 yılında yine mısırdayken yurttaşlarından Arkeolog Harold Carter’la tanıştı ve onu kendisine danışman yaptı.
Carter 33 yaşındaydı ve 17 yaşından beri Mısır’daydı Birçok kazıda bulunmuş, ünlü arkeologlara yardımcılık yapmıştı.  Tarihi kalıntılar servisinde görev yapmış ve krallar vadisindeki kazıları denetlemişti. Mısırlı yetkililerle aralarında anlaşmazlık çıkınca görevinden istifa etmişti.
Carnarvon Lordu kendisine rastladığı sırada, manzara ressamlığı yaparak hayatını kazanıyordu. O da nedense bir türlü mısırdan ayrılamıyordu. Carnarvon Lordu, Carter ‘a yılda 400 İngiliz sterlini ödemeye başladı.
Mısırda mezar demek, hazine demekti. Çünkü eski Mısırlılar ölülerini öteki dünyaya en kıymetli hazineleriyle birlikte uğurlarlardı. Lord, bulunacak bir hazine ile Carter’a ödediği parayı kat kat çıkaracağına inanıyordu.
Arkeolog Carter, Carnarvon Lordu’nun parasıyla 15 yıl boyunca kazılar yaptı. Dünya savaşı sırasında bile araştırmalarını sürdürdü.
Bazen çok ilginç bir mezar bulduğu oluyordu. Fakat yapılan masrafları karşılayacak bir mezar yada tarihi eser bulamadı.
1922 yılında Lord İngiltere’deydi. Carter’a bir mektup yazarak aralarında yapmış oldukları anlaşmayı iptal etmek istediğini bildirdi.
Oysa Carter o sırada önemli bir mezarın izi üzerindeydi. İngiltere’ye gitti ve Lordu kazılara devam edebilmek için ikna etti.
Ekim ayında Mısır’a döndü. Kazıların yapıldığı Luxor bölgesine yerleşti. Kendisine şans getirmesi için bir kanarya satın aldı.
Carter el değmemiş bir mezarın izinde
1 Kasım 1922 de o güne kadar hiç kazılmamış bir hektarlık bir üçgende çalışmalara başladı. 4 Kasımda çökmüş bir merdiven girişi buldu. Bir gün sonra ise bu girişin çok eski ve önemli bir mezarı işaret ettiğinden emindi.
Lorda telgraf çekti. Lord kızı Lady Evelya ile birlikte geldi ve bizzat kazılara katılmaya başladı.
26 Kasımda yaptıkları kazının bütün molozlarını temizlemişlerdi. Ardından sanki içeriden kilitlenmişçesine kapalı duran bir kapıyı açmayı başardılar.
İçeriye ilk giren Carter oldu. Gördükleri karşısında adeta dili tutuldu. Bu çok odalı mezarın giriş odası bile hazinelerle doluydu.
Lord olayı The Times’a satıyor
Lord, o ana kadar harcamış olduğu paraları çıkarmak istiyordu. Mezardan ne kadar hazine çıkarsa çıksın ona sahip olamazdı. Çünkü Mısır hükümeti kazıyı denetliyordu.
Lord mezarla ilgili bilgileri The Times gazetesine para karşılığı sattı. Böylece İngiliz okurlar kazı sırasında olan biten her şeyi takip etmeye başladılar.


Tutankamun la buluşma
Lord Carter Lordun kızı Lady Evelyn ve Carter’ in yardımcısı Arthur Callender bir gece, mezarın ana bölümüne girmeyi başardılar.
Hepsi gördüklerinin gerçek olup olmadığından şüphe ettiler. Her şey altındandı. Fravun’ un mezarının kocaman bir altın sandukanın içinde olduğu anlaşılıyordu.
Duvarlarda altın çerçeveli resimler vardı. Bunlarda Firavun ’un ailesine aitti. Tanrı Osiris’ i temsil eden parlak cilalı altı bir mask ta duvarda asılıydı.
Carter ve lord ne bulduklarını biliyorlardı. Bu mezar 18.sülale krallarından Tutankamun’ a aitti. Tutankamun M.Ö.1339 yılında ölmüştü. O yıldan bu yana bu mezar hiç açılmamıştı. Varlığı dahi bilinmiyordu. Lord Canarvon bulduklarını bütün dünyaya ilan etti. Kazı sırasında çıkan tüm molozları temizledikten sonra resmi açılış yapıldı. Gazeteciler fotoğraflar çektiler. Olay bütün dünyada duyuldu.
Ölüm gelecek
Kazılar devam ederken ilginç bir şey olmuştu. Bütün vaktini kazı yerinde geçiren Carter, kaldığı eve pek uğramıyordu. Oraya nasıl geldiği bilinmeyen bir kobra yılanı evine girmiş ve Carter’ ın kafeste yaşayan uğurlu kanaryasını yiyivermişti. Kazılarda çalışan mısırlı işçiler inançlı kişilerdi. Bu olayı duyunca çok heyecanlandılar. Bunu bir uğursuzluk belirtisi olarak kabul ettiler. Çünkü kobra yılanı Mısır hükümdarlığının sembolüydü ve Tanrıça Wadjet tarafından korunduğuna inanılan bir hayvandı.
İşçiler olayı aralarında şöyle yorumladılar.: ”Yakında ölüm gelecek…”
Turistler Mısır’a akın ediyor.
Firavun Tutankamun’un mezarı nedense bütün dünyada büyük ilgi gördü. Mısırdaki meraklılar yetmiyormuş gibi binlerce Avrupalı turist Mısır’a akın etmeye başladı.
Mezarın girişine her gün binlerce insan geliyordu. Arkeologlar, bilim adamları, kâşifler mezarı ve hazineleri görmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Bazı serserilerin olay çıkardığı da oluyordu.
Firavun Tutankamun’un 3000 yıldan fazla bir zamandan beri süren ebedi istirahatine son verilmişti…
Lord ile Carter’ in arası açılıyor
Carnarvon Lordu ile Carter mezarı buldukları anda duydukları sevinç tamamıyla yok olmuştu. İkisi de çok sinirliydi. Mısır hükümeti le olan ilişkileri bozuldu. Carter mezarda bulunan eşyaları kaydetmek için günlerce çok kötü şartlar altında çalıştı. Bir akşam Carnarvon lordu ile bir araya geldi. Aralarında çok şiddetli bir kavga çıktı. Lord İngiltere’ye gitti.
1923 Şubatında Lordun sağlık durumu birden bozuldu. Anlaşılmaz bir biçimde dişileri döküldü. Ateşi bir yükseliyor bir iniyordu. Mart ayı başlarında Mısır’a geldi. Bir süre için durumu izledi.
Fakat daha sonra durumu yeniden kötüleşti. Yakınlarına haber verdiler. Karısı Lady Almina İngiltere’den oğlu Lord Forschester  da Hindistan’dan geldiler.

26 Mart günü Carnarvon Lordunda kan zehirlenmesi olduğu resmen açıklandı. 4 Nisan günü Kahire’nin Continental Savoy otelinde komadaydı. Ertesi sabah saat iki de tüm hastalığı boyunca yanından ayrılmayan İngiliz Hastabakıcı, Carnarvon Lordu’nun öldüğünü bildirdi.
Tam bu sırada oteldeki ışıklar titredi ve söndü. Otelin penceresinden dışarı bakanlar tüm Kahire’de elektriklerin kesildiğini gördüler. Bu kente elektriklerin verilmesi her zaman düzensizdi. Fakat lordun öldüğü andaki arıza için hiçbir açıklamada bulunulmadı. Aynı saatlerde lordun İngiltere’deki şatosunda bulunan İskoçyalı kâhya dehşet içinde irkildi. Çünkü lordun köpeği titriyor ve uluyordu. Biraz sonra o da öldü.
Mezara dokunana ölüm
Lordun ölümü bütün dünyada şok tesiri yaptı. Gazeteler firavun Tutankamun’un mezarında bulunmuş yazılardan söz ediyorlardı. Eski mısır yazısıyla yazılmış olan bu yazılarda şöyle deniyordu:” ölüm firavunların huzurunu bozanı kanatlarla katledecektir.
Arkeolog Carter ise Tutankamun’un mezarında bu türden bir lanetin bulunmadığını ileri sürdü.
Onu rahatsız eden tek şey vardı. Mezarın altın sandukanın önünde bir lamba bulunmuştu. Bu lambanın üzerinde şöyle bir yazı vardı: “gizli odaya girilmesini önleyeceğim. Benim görevim ölüyü korumak”
 Esrarengiz ölümler
Firavun Tutankamun’un mezarını ziyaret eden arkeolog ve turistlerden bazıları kısa bir süre sonra hastalandılar ya da öldüler.
Mezarın iç odaların birinin açılışında bulunan kişilerden biri olan James Henry Breasted ateşli bir hastalığa yakalandı. Fakat mezarda çalışmaya devam etti. 7 yaşına dek 12 yıl daha yaşadı.
Profesör La Fleur ise mezarı, o bölgeye geldiği gün ziyaret etti. O gece, kaldığı otel odasında ölü bulundu.
Amerikalı milyarder George Jay-Gould mezarı ziyaret ettiği gün ateşlenerek aniden öldü.
Arkeolog Carter2in yardımcılarında biri olan A.C.Mace ateş nöbetlerine tutulunca 1924 yılında işi bıraktı ve 1928 yılında öldü. Bir başka yardımcı Richard Berthell, 45 yaşında kan dolaşımı yetersizliğinden öldü.
Bütün bu ölümler doğal ve makul bir nedenle açıklanabilir mi? Havalanan tozda bakteriler olduğunu ileri sürdüler. Bilim adamı Alfre Lucas, bazı bakteri örneklerini inceledi. Bunların bir tanesi hariç hepsinin zararsız olduğunu söyledi.
Bir süre mezar duvarlarını kaplayan mantarların alerjiye neden olduğunu sanıldı. Fakat bu konuda da bir kanıt gösterilemedi. Eski mısırlıların çok tesirli zehirler ürettikleri biliniyordu. Açılan tüm mezarlarda böyle zehirler arandı ama bulunamadı…
Ölümlerin arkası kesilmiyor..
Firavun Tutankamun’un mezarına ilgi gösterildikçe ölümler devam ediyordu. Kahire’de Canarvarvon Lordu’na bakan İngiliz Hemşire 1926 yılında 28 yaşında doğum yaparken öldü.
New York’ taki Metropoliten sanat müzesinin temsilcisi Herbert Winlock Mısır’a geldi. Firavun Tutankamun’un mezarı yüzünden öldüğü sanılan insanların bir listesini yaptı.
Kahire Üniversitesi’nden Dr. Ezzedin Taha, yıllar sonra konuyla bilimsel olarak ilgilendi.  Arkeologların ve müzelerde çalışanların ciğerlerinde mantar hastalıkları olduğunu buldu. Eski mezarlara girmiş olanlarında bu hastalıktan ölmüş olabileceğini ileri sürdü. Kısa bir süre sonra Kahire’den Suez’e giderken düz yolda kullandığı araba karşı yönden gelen başka bir arabayla çarpıştı. Yapılan otopside Dr.Taha ‘nın çarpışmadan saniyeler önce öldüğünü ortaya çıkardı.

Tutankamun’un mezarının kalıntılarının 1972 de Londra da ve daha sonra da ABD de sergilenmesinde de esrarengiz ölümler oldu. Bunlardan en üzücü olanı Mısır Eski Eserler bölümü müdürü Dr.Gamaleddin Mehrez’in ölümü idi. Mehrez bütün bu esrarengiz ölümlerin kuşkusuz kişiyi tedirgin edebileceğini fakat lanete kesinlikle inanılmaması gerektiğini söylemişti. “Bakın bana “ demişti, “ bütün yaşamım boyunca mezarlar ve mumyalarla uğraştım. Bütün bunların bir tesadüf olduğunun en büyük kanıtıyım” Bu sözlerinden sadece dört hafta sonra sergilenecek eserler Londra yolundayken 52 yaşında öldü.
Lanet Devam ediyor
Sergielcenecek eserleri Londra ya götüren Raf uçağının başteknisyeni Ian Lansdown bilinmeyen bir nedenle Tutankamun’un ölüm maskesinin bulunduğu kutuyu tekmelemişti. İki yıl sonra aynı bacağı garip bir kazada kırılmıştı. Mürettebattan başka kişilerde beklenmedik şekilde öldüler.
Başka bir olay da 1980 de ,kral Tutankamun’un laneti adlı televizyon filminin çekimi sırasında ortaya çıktı. Mısırda çekimin birinci günü tahıl yüklü bir araba bilinmedik bir nedenle devrildi ve filmin yıldızı Ian McShane ‘in bacağının on yerden kırılmasına neden oldu. Ian McShane ‘in yerini Robin Ellis aldı, ancak başka yıldızlar yapıma katılma teklifini reddettiler.
Belkide Tutankamun’un laneti bir hileden ibaretti. Belki de halkın inançları böyle bir olayı yaratmıştı. Ya da , Tutankamun mezarında rahatsız edilmeden bırakılmalıydı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder